Biyografim

Yedi kardeşten en talihsizi olduğumu düşünüyorum. 1955 yılının 26 Haziran'ında Şadı (çatalağaç) köyünde doğdum. Herhalde kiraza düşkünlüğüm doğduğum aydan kaynaklanıyor. İlkokulu köyümde, ortaokulu Doğankent’te, Liseyi Gümüşhane’de okudum. 1969 yılında ilkokulu 1972 yılında ortaokulu 1975 yılında Liseyi bitirdim. Aynı yıl Konya Selçuk Eğitim Enstitüsünün İngilizce Öğretmenliğini kazandım. 1978 Ağustos ayında mezun olduktan sonra 7 Kasım 1978 yılında Antalya Finike Cumhuriyet Lisesinde öğretmenliğe başladım. Bu okulda yaklaşık bir yıl çalıştıktan sonra 1979 Eylül ayında eş durumundan Doğankent Lisesine geldim.

15 Ekim 1977 günü dayımın kızı Esma Güvendi ile nişanlandım. 6 Haziran 1979 günü resmi nikah yaptırdık. Yaklaşık iki yıl nişanlılıktan sonra 18 Temmuz 1979 günü evlendik. Kemençecimiz de akrabamız rahmetli Mustafa Pir idi. Mustafa amcanın horopsin oyunun kaydasına hastaydım. ”aman aman gel gel” ve “geldi girdi horana bizim lise müdürü" dediği hala kulaklarımda. Sağdıçlarım Ahmetgilin İhsan’la (İhsan Coşkun) Mahmutgilin Halil (Halil Pir)

22 Temmuz 1980 günü oğlum Orkun Cihat doğdu. Orkun; eller gibi önlük giyip, kravat takıp okula gidemedi, okuma öğrenemedi yazma bilmedi, ödev yapmadı araba süremedi, bayramlara gidip mahalleleri dolaşamadı, düğünlere gidip oynayamadı, sevdalık çekmedi, harçlık istemedi, askere gidemedi. Yol kenarlarında elleri seyretti. 14 Haziran 1984 günü ikinci oğlum Gökhun Murat doğdu. Sakarya Üniversitesinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliğinde okuyor.

Askerliğimi kısa dönem olarak 1981 yılında Burdur’da yaptım. Ben bir buçuk aylık askerken 21 Aralık 1981 günü babam vefat etmiş. Bana yazmadılar. Mart 1982 başında askerlik görevimi bitirdim. Tirebolu da minibüs durağında beklerken 65 yaş yaşlılık maaşı almaya gelenleri gördüm. Amcama babamı sordum, haberi olmadığını söyledi. Mecit karısı hanımca teyzeye de sordum, görmediğini söyledi. Ama kaçamak tavırlarından içime bir sıkıntı düşmüştü. Sonra Zekiyegilin Nurettin’i gördüm. O’na sordum. "Hocam ,Ali dayım üç ay önce öldü" dedi. Başım uyuştu. Ve kendimi kaybettim. Minibüsü kiralayıp Harşit’e geldim. Eve geldim, eşim halimden durumu öğrendiğimi anladı. O da benimle ağlamaya başladı. Ağabeyimler eş dost geldiler.

Onlar da ben gelince, babamın vefatını bana nasıl söyleyeceklerini hesap ediyorlarmış. Yeğenim Yavuz küçük olduğu için pat diye söylemesinden korkuyorlarmış. O da onlara amcam gelince, Ali babam ölmedi ki diyeceğini söylüyormuş. Gördüm ki babam çoktan unutulmuş. Acımasız dünya… Dayımla mezarını ziyaret ettim. Mezarında otlar bitmişti. Geldikten bir hafta kadar sonra Mecitgilin Kamil’in düğünü oldu. İnsanlar horan oynuyorlardı. Anam, "Oğlum kalk sen de oyna. Bak benim de babam öldü ama ben hala yaşıyorum.” dedi. Bu kısa hatıraları biyografim bölümünde anlatmam uygun oldu mu olmadı mı sizlere bırakıyorum.

Doğankent lisesinde çocuk öğretmen olarak altı yıl çalıştım. Elbette acı tatlı çok hatıralarım var. Bunun yanında çok sıkıntılı zamanlarım da oldu. Bununla birlikte bütün köyleri ve köylüleri tanıdım. Kendi yöremin insanlarını tanımaktan ve onlara hizmet vermekten çok keyif aldım. Geçtiğimiz yıllarda bir Doğankent dernek gecesine katıldım. Spiker benim adımı anons edince salonda alkış tufanı koptu. Bunun ne demek olduğunu izah etmek oldukça zor. Bunlar parayla ve zorla olmuyor. Sevginin doruklaştığı yer ve anlar. 1985 yılında rotasyonla İvriz Öğretmen Lisesine tayinim çıktı. Yüklerim kamyona yüklendikten sonra Doğankent Lisesinden gelen öğrencilerim arabanın önünü kestiler kimisi de arabanın önüne yattı göz yaşları içerisinde beni Konya’ya uğurladılar. Hepsine sevgiler ve selamlar gönderiyorum.

1985-1991 yılları arasında Konya Ereğli İvriz Anadolu Öğretmen Lisesinde çalıştım. İvriz Dostluk abidesi İvriz yürek yarası İvriz karasevda daha ne söyleyeyim.

1991 yılında Sakarya Arifiye Anadolu Öğretmen Lisesinde göreve başladım. 1993 yılında müdür yardımcısı oldum. 1994 yılında lisans tamamladım. Halen bu okulda çalışmaktayım. Arifiye yalancı cennet…
Sevgilerimle…


Bugün: 2
Toplam: 1270 kez okundu