Başlık Ne Olsun...

1980 Temmuz'unda Orkun'um doğdu. Her baba gibi bende cok sevindim. Çenesi güçsüzdü. Annesinden süt alamadı...
İlk çocuğumuz olunca çocuk nasıl olur bilmiyorduk.Görenler çok gürbüz çok güzel boylu boslu olur diyorlardı.çok sık hasta oluyordu.o kadarki ilaç kullanmaktan saçları dökülecekti.Emsallerinin annesi ve babası çocuklarını anlatınca bu özelliklerin Orkun'da olmadığını sezinliyordum.Sonuçta her çocuk farklı olur diyordum. yedi aylıkken çok üşüyerek morardı.Biz de sarıp sobaya yaklaştırdık.Meğer havale geçiriyormuş Bu olaydan sonra önceki gibi ayaklarının üstüne rahat ve düzgün basamadı
Yıllar geçtikçe canımız toplanıyor yürüsün ve konuşsun istiyorduk.Uçan kuştan medet umuyorduk.Bizim orada çarşı, Pazar günleri kurulur.Orkun'u annesi giyindirdi dışarıya gezmeye çıkardım.Anam köyden gelmişti.Bir dükkanın önünde konuşurken ,anamın tanıdığı bir bayan yanımıza geldi Orkun'a baktı.Kimin çocuğu olduğunu sordu. Anam torunu olduğunu söyledi.Vah yavrum ne güzel çocukmuş inşallah düzelir, dedi.O anda etrafıma bir karanlık çöktü. Hiçbir şeyi göremedim.Vücudum ısındı ve soğudu.Biraz sonra kendimi toparlayıp eve geldim.İçimde kabul edemediğim ve sonucunu düşünmekten korktuğum oluşuyor ve keşke bu yaşadıklarım rüya olsa diyordum.
Eşim hamileyken ebesi koruyucu iğne vurmuştu. Aynı ebe akraba evliliği yapmayan başka bir komşunun çocuğuna da ayni iğneden yapmıştı. Onunu çocuğu da özürlü oldu.Orkun'uma üç tekerlekli bisiklet aldım.Pedallerinin plastik kısımlarından deldim ve ip geçirdim.Ayaklarını pedallere bağladım.Bacakları güçlendi,kendisi evin içinde sürmeye başladı. Çok rahat sürüyordu.Çok ümitlendim.Kendi kendine yeteceğine inanmaktaydım.
Bizi çok iyi dinliyor kendisi hakkında konuştuğumuzu anlıyordu.İkimiz de okula giderken hep ağlamaya başlıyordu.Bakıcı kızdan korkuyordu herhalde.Biz eve gelince gülerek elimden tutup dışarıya çıkmak istiyordu. İstediklerini konuşarak değil hareketlerle anlatıyordu. Ne düşünüyor ne söylemek istiyordu kim bilir?İçim sızlıyordu. Çaresizliğimi, bedbahtlığımı ve kederimi ancak yaradan Allah bilir. İstiyordum ki İsa peygamberin zamanında yaşasam ya da gelse de oğluma takat ve güç verse,emsalleri gibi olsa. Bu düşünceler tabiî ki bende olanlar.Ruh halim bu kadar da değildi…Neler düşündüm neler…Eşim neler düşünmüştür kim bilir…
Orkun üç yaşlarında iken eşim hamile oldu. Böbreklerinde taş vardı.Böbrek sancıları yeniden başladı. Ağrılara dayanamayınca çocuğun alınmasını istedi..Çocuk üç aylık olmuştu.doktor almadı Ağrı kesiciler yapılmak zorunda kalındı..Yeni bebek de Orkun gibi olur diye çok korkular çektim. Böbrek taşlarının düşmesi için yüksekten atlama;merdivenlerden üçer beşer atlama stabilize yollardan minübüsün arka koltuklarında kilometrelerce gidip gelmeler,Çok şükür ki,bu kadar hareketlere rağmen çocuk düşmedi. Eşim belki de,bu bebek de Orkun gibi olur korkusu ile düşsün istedi.Öbür oğlum doğduktan sonra üçüncü bir çocuk olmasını çok istedim. Eşim hiç istemedi ameliyat olarak bunu imkansız kıldı.İki olayı örtüştürdüğümde ikinci çocuğu da istemedi.Düşük yapmak için elinden geleni yaptı diye düşünüyorum.Bunu da ya Orkun gibi ulurlarsa neler yaparım düşüncesinden kaynaklandığına inanıyorum Bu dergiye yazı yazsa o neler söylerdi kim bilir?
Bizi sevenlerin hepsi bizimle kocadılar.Şöyle ki bir akrabamız "Sizi görmemek ve unutmak için mümkün olsa hafızamı değiştirsem" demişti
Eşimin doğumu yaklaşmıştı. Pazartesi günü hastaneye yatacaktı.Orkun dört yaşında idi.Orkun'u köye anamın yanına bırakmayı konuşup,eşyalarını hazırlıyorduk,Orkun da bizi dinliyormuş 'gideme yok ' dedi.Hazırlık yapmayı bıraktık.yanına oturduk.eşimle birbirimize bakamıyorduk. Akan gözyaşlarımız yere damlıyordu. Hazırlığı Orkun'u uyuttuktan sonra yaparız diye düşünüyorduk.Orkun uyumak istemiyordu..Annesinin elini bırakmıyordu.Sonunda kendi yatağından alıp bizim yatağa yatırdık. Yanına ben yattım.Annesini de istiyordu. Ortamıza aldık uyudu. Annesi eşyalarını hazırladı. O kadar yoğun duygular içindeydim ki anlatmak mümkün değil. O geceyi yaşamamış sayıyorum.Pazar günü öğleye doğru ilaç ve eşyalarını aldım dışarıda gezmeye can atan Orkun'u annesinden zor kopardım. Minübüste kucağıma oturttum Gezip geri geleceğiz, dedim. Çaresizce gözlerimin içine bakıyordu. Köydeki eve çıktık.Kapıya vurdum. Anam evde yoktu.Kapının önünde biraz oturdum.Orkun'u kucağıma aldım. Acaba Orkun normal olsa da ayrılırken, bu kadar acı çeker miydim?Sanki dünyanın sonu. Orkun bundan sonra bizi hiç görmeyecekmiş duygusunu yaşıyordum. Yengemlerin evine gittim.Anam tarlaya gitmişti.Orkun'u yengeme bıraktım.Çok hızlı şekilde evden çıktım.O anki hissiyatım buraya yazamayacağım. Tarlaya anamın yanına indim.Oturdum. Anam da oturdu. Halimi görünce "İnsanın başına her şey gelir ,haline şükret sabırlı ol kendini harap etme hiçbir şeyi değiştiremezsin Yüce Mevla her şeye kadirdir. Kim böyle olsun ister" dedi.Bir kelime konuşamadan oradan ayrıldım.Harşit'e dört kilometre yolu nasıl geldiğimi bilemiyorum.Eve geldim eşimi kucakladım.Ağlamamasını istedim.Güzel günlerimiz olacak, dedim. Pazartesi günü eşimi Tirebolu devlet hastanesine yatırdım.Çarşamba günü doğum yaptı.Bir oğlum daha olmuştu.Aklımızda..
Köye ;Orkun'u almaya gittiğimde şaşkınlık ve sevinci ayni anda yaşadı.O kadar çok sevindi ki anlatamam. Orkun'un ben ayrıldıktan sonra ne yaptığını yengeme sordum." Yengem gözyaşları içinde "Kardeşim Allah ömrünüzü uzun etsin,kimseyi anasız babasız etmesin," dedi.
Tabiî ki bu sadece Orkun'la çeyrek asır da yaşadıklarımızdan bir damla.Orkun'la yaşadığım umut ve tükenişleri, bakıcı bulmaktaki sıkıntıları,sokakta gezerken acıyan bakışları,okul çağında olan emsallerini görünce,düğün ve eğlencelerde Orkun olmayınca ,hastalandığında ağrıyan yerini söyleyemeyince çaresizliğim ve bu ruh halimi kitap olarak yazabilsem de sizlerle paylaşsam.Orkun'u çok seviyorum.O yaşama sevincim.Okuldan eve varıp onu kucakladığım zaman "O babam,benim deyince "bütün gün yorgunluğum gidiyor. Allah ömrünü uzun etsin.
Sevgilerimle.
Bugün: 2
Toplam: 3294 kez okundu!
