Bilgin Bil


bu topraklardaki varlığımız

Uçsuz bucaksız bozkırlardan Anadolu denen bu yarımadaya atalarımız gelirken herhalde kaç kuşak torunlarının bu topraklarda kök salacağını hiç hesap etmediler. Genlerindeki göçebe ruhu sayesinde vardıkları her yeri yurt bildiler ve hiçbir yerde fazla durmamaya gayret ettiler çünkü onlar için daha varılacak yerler vardı. Fakat Anadolu artık onlar için vazgeçilmez bir coğrafya oldu. Bu topraklara korkuyla karışık saygı duydular, şarkılar türküler söylediler, acılarını sevinçlerine kattılar, düğün dernek tuttular savaştılar, her tarafına kök saldılar, zaman geçtikçe de şehirleşmeye başladılar. Bugün bizim bu topraklardaki varlığımızın çok kısa hikâyesidir bu…. Bunları neden yazdığıma gelince…

Değerli Mustafa Güvendi, web sayfanı ilk gördüğümde zaman zaman sohbetlerimizde bahsetmeye çalıştığın hikayeni derin bir duygusallıkla buraya aktarmaya çalıştığını gördüm. Bu sanki senin hikayenden ziyade bu milletin uygarlık mücadelesinin bir minyatürü gibiydi. Yaşadığın göçler , her tarafa dağılmış akrabalar , yitirdiğin yakınlar, hasretlik, gurbet acısı…. Hele hele benim şahit olduğum bir akrabandan haber alma çabanı ve yaşadığın duygu yüklü anları asla unutamam. Kendi kaderinden ziyade geçmişe doğru bir haykırış ve hesap sorma çabasıydı. Aslında hepimiz aynı potanın içinden geliyoruz ve hepimizin birbirine benzer hikayeleri ve buna bağlı haykırışları mutlaka vardır. Bütün bunlar bizim grup davranışımızı biçimlendiren bizi birbirimize benzeten hatta var eden olgular değil midir? Aynaya her baktığımızda gördüğümüz yüzlerden ziyade ortak bir benlik yapısı değil midir? Bizim eğittiğimiz bu gençlere aktarmaya çalıştığımız konu içeriklerinden ziyade bilinçaltı yüklemeler değil de nedir?

Bir gün hepimiz bu okuldan çekip gideceğiz, arkadan gelenler her ne kadar kendi dönemlerinin özelliklerini gösterseler de bu birikimlerin üzerine bir şeyler koymaya çalışacaklar. İsimlerimiz hatırlanmayabilir ama bizim varlığımızın izleri gelecek nesillerin şekillenmesinde bir yapı taşı olarak her zaman var olacaktır.

Seni böyle bir teşebbüsünden ziyade can-ı gönülden kutlarım. Bu çaban Türk uygarlığının sözlü (potlaç)kültürden yazılı kültüre geçişin de en güzel habercisidir.

En derin saygılarımla………………………………..


Bugün: 1
Toplam:  kez okundu