Cahit Toprakçı

özgürlükçü yönetim - baskıcı yönetim
Sosyolojide, siyasi yönetim şekilleri tasnif edilirken, baskıcı ve hürriyetçi yönetimler zıtlığına işaret edilir. İnsanlık tarihi değerlendirilirken, otoriter ve totaliter karakterli yapılardan, özgürlükçü toplum düzenine geçiş, bir başarı olarak sunulur. Gerçekten de insanoğlu tercihini, özgürlükten, katılımdan, danışmadan, seçimden, şeffaflıktan, hukuktan, eşitlikten, adaletten yana kullanmıştır. Artık günümüzün el üstünde tutulan, dünya ölçeğinde kabul gören, üst değerler olarak alkışlanan, bu ilkelerdir. Bunlar, yalnızca siyaset tarzı olarak kalmamış, ahlaki ve hukuki bir düzleme taşınmıştır. Artık temel hak ve hürriyetler, insan olarak doğma ile ilgili, dokunulmazlar, vazgeçilmezler olarak karşımızda durmaktadır.
Bireyi önceleyen, onu kendi başına bir değer olarak gören, başta devlet olmak üzere, her şeyin bireyin mutluluğu için olduğunu savunan anlayışlar, kabul görmektedir.
Devletin, belli bir ideolojiyi, hayat tarzını resmileştirip, toplumu bu doğrultuda tek bir kalıba sokması, istenmemektedir. Çoğulculuk, siyasi katılım, serbest tartışma ortamı, alkışlanan değerlerdir. Devletin üzerine oturacağı temel siyasi tercihlerin, özgür tartışma içersinde şekillenmesi esastır.
Keyfiliğin değil, hukukun geçerli olduğu, yasaların da hukuka uygun olduğu, yatay(bireyler arası eşitlik) ve dikey(bireylerin devlet gücünü kullananlarla eşitliği) anlamları ile eşitliğin geçerli olduğu, bir devlet yapılanması arzulanmaktadır.
Bunun tersi olan, otoriter ve totaliter siyaset biçimlerinde, temel hak ve hürriyetlere yer verilmez. Kişi ancak, kutsallık atfedilen devletin izin verdiği kadar, özgür olabilir. Totaliter devlet, sahip olacağı çocuk sayısından tutun da nasıl giyineceğine varıncaya kadar, bireyin ailevi, ekonomik, dini hayatını belirlemek, toplumu homojenleştirmek istemektedir. Bu siyaset tarzında "devlet adamlığı" metafizik bir içerik kazanmıştır. Devletin görevlerini ifa eden bürokratik yapı, dokunulmaz, erişilmez, ayrıcalıklılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hesap sorulamazlardan oluşmuş böyle kapalı bürokratik yapılar, kendi içinde yolsuzlukları da her zaman üretmiştir. Demokrasinin getirdiği temel değerlerin biri, bireysel özgürlükler, çoğulcu-katılımcı siyasettir. Bir diğeri de halkın, ekonomik anlamda yönetenlerden hesap sorabilmesidir. Demokrasilerde toplumun ürettiği değerlerin, nasıl ve nerelerde kullanıldığının hesabı, her zaman sorulabilmektedir. Totaliter yapılarda ise bu yol kapatılmıştır.
eğitimin felsefesi yazısı için tıklayınız.
Bugün: 1
Toplam: kez okundu
