Cevdet Güvendi

cevdet güvendi;
Eflatuna sormuşlar; "kadınların eli neden öpülür" diye, oda " bir yerden başlamak lazım" demiş.
Memleketten ayrılalı otuz dört yıl oldu. Köyümüzün iki güzel internet sitesi var. Bu sitelerdeki fotoğraflara ve geçen isimlere bakıyorum fakat çoğu gençleri tanıyamıyorum. Tabiî ki onlarda beni tanımıyorlar. Belki ismimi biliyorlar ama beni tanımıyorlar. Bu konuda da bir anım var; 1993 veya 94 yılında Beykoz da bir cenazeye katıldım. Ayakta bekliyoruz önümden genç bir kadın geçti. Hem koşuyor hem de yanındakine "Hocagilin Cevdet gelmiş onu göreyim ondan sonra gideriz "diyor. Olanca gücümle beynimi çalıştırıyorum ama kim olduğu dolayısıyla ismi aklıma gelmiyor. Biraz sonra geldi herhalde çevredekiler tanıttılar. Salimgilin Nurettin'in eşi Esma. Onların düğününe katılmıştım ama görmeyeli demek uzun zaman geçmiş. Hem mutlu olmuş hem de üzülmüştüm. İşte kendimi bildim bileli bana Hocagilin Cevdet diyorlar.

Hoca/Muallim (Ali Rıza)(1877-1969) kim? İlk önce ondan bahsetmek istiyorum. Babası ona; Çüçü'nün altı oğlundan birisi olan Hışır Ali'nin yani kendi babasının adını vermiş. (Çüçü'nün diğer oğulları, Got Hasan, Kara Mustafa, Kavgacı, Yesir ve Müsellim dir.) Cumhuriyet öncesi, Doğankent'te Kavgacı oğlu Mehmet önderliğinde açılan medrese de öğretmenlik eğitimi almış. Trabzon'da kadılık eğitimi almış. Kersan (Arkadaşlarıyla Fırışlık tez yanda kersan çekip dedem çabuk olduğu içinde onunla gönderip Güvende'de sattırıyorlarmış) ticareti yapmış. Kavgacı oğlu Hasan hocanın boşamış olduğu eşi ile evlenmiş.
( İlk eşi Çakır(Güller) Evli kadınla evlendi diye şikâyet edilmiş ceza olarak Van'da altı yıl askerlik yapmış. Askerlik esnasında bir Ermeni'den cincilik öğrenmiş. Bu yüzden bazıları dedemi muallim/hoca, bazıları Gadali (Kadı Ali), bazıları Kersancı, bazıları da Cinci hoca diye anarlar. Cumhuriyet öncesi ve sonrası Doğankent ve Çatalkaya/GÜMÜŞHANE'de öğretmenlik yapmış ve kendi isteği ile emekli olmuş.
Hoca'nın babasının adı Mehmet, anasının adı Esma dır. İki erkek bir kız olmak üzere toplam üç kardeşler. Ali Rıza, Huşut (Hurşit) ve Dudu. Huşut'u Törnük (Günyüzü) köyüne iç güvey olarak vermişler (Şadılı oğlu Hasan amcamın babası). Dududan (Mehmet) Dudugil ve (Gül hanım) Yakupgil; Ali Rıza'dan (Hanım) On dört yaşında ölmüş. Çakır'ın bundan başka çocuğu olmamış. Çakır, çocuğunun olmayacağını anlayınca( Dedem altı yıl Van'da askerlik yapıp dönmüş. Bu sefer de Balkanlardaki çıkan isyan nedeniyle askere alınmış. Döndüğünde de eşi çocuk yapamaz yaşa gelmiş.) kocasını Osman oğlu Mustafa (İsmet ve Mehmet Akbulut'un babası) ve cımıt oğlu Mustafa'nın eşi Hatice(Terzi Mehmet ve cımıt Ali'nin anneleri)'nin anneleri Esma ile (Esma dulmuş) evlendirmiş. Ondanda (Mehmet) Hocanın oğlu, (Gül hanım) Gülhanımgil ve (Emine) Akif'in Osman'ın ikinci eşi, dünyaya gelmiş.
Dedem, kendisini iyi yetiştirmiş, otoriter bu otoritenin altında çokta duygusaldı. Kendimi bildim bileli köyde ve yaylada hep yanında oldum. İstanbul şivesiyle konuşurdu. Sohbetlerinde yanında oturdum. Hep seviyeli konuşmalar dinledim. Hiçbir zaman dedi kodu yaptığını duymadım. Söyleyeceklerini dobra, dobra söylerdi. Hiç unutmam bir gün cami de namazda vaaz eden imama müdahale etti " Oğlum bu söylediklerin nerede yazıyor" dedi. İmam " Dayı öyle diyorlar" dedi. Dedem " Oğlum yalan söyleme" dedi ve bir daha da bulunduğu mekân da o şahsa namaz kıldırtmadı. Arkadaşlarım hep yaşlılar oldu. Dedemin arkadaşları benimde arkadaşlarımdı. Onlar göçüp gidene kadar bu arkadaşlığımız devam etti.
Hocagilde; yatsı namazından sonra kimse ayakta, sabah namazından sonra da kimse yatakta kalamazdı. Köyde "Şimdi Hocagil'de yatmıştır " deyimi buradan gelmektedir.
Babamla olan münasebetleri tıpkı askerlikteki astlık üstlük gibiydi. Babama konular verip sonra da o konu üzerinde tartışırlardı. Örneğin "Arap-İsrail Harbi". Ben bu usulü Silahlı Kuvvetlerde büyük karargâhlardaki çalışmalarımda gördüm.
İşte ben Hoca'nın oğlu Mehmet'in sekiz çocuğunun en küçüğüyüm. Babam üç defa evlenmiş. Birinci eşinden (Hacı kızı Fadime) Fikriye, Güller ve Durmuş ağabeyim dünyaya gelmiş. İkinci eşinden ( Kavgacı Oğlu İmam Mehmet kızı Hatun/Yeter) Emine, Mustafa, Gül hanım, Esma ablam ve ben dünyaya gelmişim. Üçüncü eşi ile (Goruyanalı Ali kızı Pamuk) annem ölünce evlendi onun çocuğu olmadı.
10 Kasım 1958 tarihinde Şadı (Çatal ağaç) köyünde doğmuşum. Ebeliğimi Gül hanım bibim (Halam) yapmış. Bir yıl önce bibimi ziyaretimde " Oğlum doğumun çok zor oldu. Bir ikindi vakti doğdun. Sen doğduktan üç gün sonra rüyamda Oluk Ayağındaymışım uçarak Yeni Yola kadar gidip geldim. İnsan uçar mı ama ben uçtum. Bu zamana kadarda bunu kimseye anlatmadım" dedi.
Hatun (Yeter)'da(1926-1961) bana hamile kaldığından itibaren sara hastalığı başlamış. Bazen evde kızlarla (Ablamlar la ) kavga ettiğimizde "keşke sen doğmasaydın şimdi Hatun yaşıyor olacaktı"(Annemize Hatun diyormuşuz) derlerdi. Pamuk teyzem(Tahsildarın Fikri'nin ilk eşi) öldüğü zaman Hatun loğusa (Yeni doğum yapmış) imiş ablasının ölümüne çok üzülmüş beynindeki özrün o zaman başladığını değerlendiriyorum. Hiç fotoğrafı yok. İnsan tanımadığını rüyasında göremiyor.
Annem, üç yaşımdayken bir gece sara tutmuş boğularak ölmüş. Bazen Gül hanım ablam "Hatun öldüğünde çok küçüktün, çorabını olsun giyecek kadar olsaydın onu bile ben giyindiriyordum" der. Ablam da o sıra da 10-11 yaşlarındaymış.
Hatun özellikle hastalığı ortaya çıktıktan sonra bizi yanından uzaklaştırmış; daha başlangıçta kuma olarak geldiği Fadime'yi (Durmuş ağabeyimin annesi) kaynana olarak görmüş ve bizi hep ona emanet etmiş. Kardeşler arasında Fadime'ye sadece ben ana diyordum. Diğerleri Fadime diyordu. Neredeyse ilkokul çağına kadar (Sütü yoktu ama) onu emdiğimi hatırlıyorum. Bu yüzden annemizin ölümünden en az benim etkilendiğimi değerlendiriyorum. Mekânı cennet olsun.
Hatun'un rahatsızlığını bulaşıcı zannederek Hatice teyzem ve Şevket karısı Hanım (Teyzemizin kızı, Erdoğan'ın annesi) hariç diğer teyzelerimiz bizden kaçtı. O yüzden sıkı bir teyzelik (Annenin yarısıdır, anne kokar derler) bağımız olmadı.
Toplam sekiz kardeşiz ama evde Gül hanım ablam, Esma ablam ve ben vardım. Diğerleri ya evlenmişler ya da yatılı okullarda okuyorlardı. Bu üçümüzü kardeş gibi gördüm. Diğerleriyle hep resmi kaldım.
İlkokulu Tıkıl bükündeki Çatal ağaç ilkokulunda tamamladım. Bir, iki ve üçüncü sınıf'ta öğretmenim İsmet Güvendi ( Emekli Kaynaşlı/DÜZCE'da oturuyor), dört ve beşinci sınıfta öğretmenim İrfan Temel ( Emekli Sincan/ANKARA'da oturuyor) di.
İlkokulla ilgili olarak;
- 29 Ekim'den önce 23 Nisan'dan sonra okula gittiğimi hatırlamıyorum.
- Okula gittiğim ilk gün İsmet Öğretmene (Babam "bana öz yeğenlerimden daha saygılı "diyordu) Cevdet geliyor demişler. Daha okula varmadan köprü vardı beni orada karşıladı, kulaklarımdan tuttu ovuştura, ovuştura sınıfıma kadar götürdü. O gün akşama kadar kulaklarım zonkladı.
- Birleştirilmiş sınıflarda okuyorduk. Birinci sınıfta başkanımız Şabanların Durmuş ağabeydi. Gürültü yapanların başına uzun cetvelle vurup "sus" diyordu. Bana vurmuyordu. Arkadaşlar "Cevdet'e niye vurmuyorsun diye itiraz ettiklerinde " onun anası yok" diyordu.
- Okula gidip gelirken arkadaşlarım çantamı taşımak istiyorlardı,
- Okulda soğuk bir gündü Nomangilin Halil ( Öğretmen) ceketini çıkarmış üşümeyeyim diye bana giydirmeye çalışıyordu.
Bu tür davranışları sonradan düşündüğümde, herkes kendi çapında bana yardım etmeye çalışıyorlardı diye değerlendiriyorum. Öleni rahmet diğerlerini minnetle anıyorum.
Ortaokulu Doğankent'te okudum. Mustafa ağabeyim o zaman orada ilkokul öğretmeniydi onun yanında kaldım.
Ortaokul da ise;
-İngilizce derslerimiz hep boş geçerdi, yazları bir mühendis bir hafta kurs verip sınav yapardı.
-Derslerimizin çoğuna ilkokul öğretmenleri girerdi.
-Cumartesi öğleye kadarda ders işlerdik.
-Hafta sonları köye giderdim. Bir Pazar günü köyde; banyo yaparken ısınmak için banyoya mangal koymuştum. Banyoda zehirlenip bayılmışım. Şans eseri kurtulmuşum.
15 Mayıs'tan itibaren yaylaya göçerdik 15 Eylüle kadar kalırdık. On beş'e yakın sığırımız yirmiye yakında davarımız vardı. Çobanlık yapardım. Son yıllara doğru davarlar satıldı. İki yıl civarında da ben tek başıma yaylacılık yaptım. İnek sağmayı ve devamını da bilirim.
1974 yılında ortaokuldan dört arkadaş Kuleli Askeri Lisesi sınavına girdik ve üçümüz (Hilmi, İhsan ve ben) kazandık. Okulun eğitim programı gereği yazları yirmi gün tatil yapabiliyordum. O tarihten itibaren köyden uzaklaştım. 1977 yılında Kara Harp Okulu başladı dört yılda o sürdü. 30 Ağustos 1981 tarihinde Piyade Teğmen olarak mezun oldum. Bu yedi yılı anlatmakla bitiremem anlatmaktan da usanmam.
1974 yılında sınav için İstanbul'a vardığımızda babam Ali amcayı (Güccük Ali) buldu. Eski Muhtar Mehmet Yazar'ın evinde kaldık.
Askeri okullar çok zor. Ben kendi isteğimle gittiğim için katlandım. Bazen Küçük köye Ali amcalara uğruyordum. Ali amcanın patronu bana bakıp " Bunlar buralarda kalır. Bunlar evlerinde hiçbir zaman üç öğün üç çeşit yemek yememiştir" diyordu.
Kara Harp Okulu bitince bir yılda Tuzla Piyade Okulunda sınıf eğitimi gördük. Bitiminde çekilen kurada 3'üncü Zırhlı Tugay/Çerkezköy'a takım komutanı olarak atandım. 1982-1984 yılları arasında aynı Tugayda takım komutanı ve bölük komutan vekilliği yaptım.
1984 yılında Üsteğmen oldum aynı zamanda kıtalardan pilot adayı seçiliyordu, bende seçildim ve Güvercinlik/Ankara'de bulunan Kara Havacılık Okulunda Uçuş eğitimine başladım. 1985 yılında helikopter pilotu olarak mezun olup 2'nci Ordu Hava Alayı/Konya'na filo pilotu olarak atandım. Aynı yıl birliğimiz Konya'dan Malatya'ya taşındı.
1985-1995 tarihleri arasında İç Güvenlik Bölgesi olarak bilinen Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinde on yıl süreyle görev yaptım. Bu görevlerim esnasında da yaşadıklarım anlatmakla bitmez. Başka bir zamanda yeri gelirse onlardan da bahsederim. Bu sürenin beş yılı Malatya'da geçti. Malatya da görev yaptığım sürede Zeynep (Fahrinin Hacı'nın kızı)'le 30.08.1986 tarihinde evlendim. İlk çocuğum Murat 02.06.1987 tarihinde orada dünyaya geldi. Malatya'yı ve Malatyalıyı sevdik hala da görüştüklerimiz var.
1990 yılında Yüzbaşı oldum ve aynı zamanda 1'inci Ordu Hava Alayı/İstanbul'na atandım. İkinci çocuğum İrem 16.02.1991 tarihinde orada doğdu.
1995-1997 tarihleri arasında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Havacılık Birliğinde görev yaptım. Binbaşı rütbesini 1996 yılında Kıbrıs ta aldım.
1997 yılında Türkiye'ye döndüm. 1997-2001 tarihleri arasında Kara Kuvvetler Kara Havacılık Daire Başkanlığında Kaza-Kırım subaylığı, Proje subaylığı ve şube müdürlüğü görevleri yaptım. Aynı dönem içinde (1998-1999) Küçükyalı/İstanbul'da İngilizce dil kursuna katıldım.
2001 yılında Yarbaylık rütbesine yükseldim ve 2001-2003 tarihleri arasında Kara Kuvvetleri Hava Ulaştırma Grup Komutanlığı/Güvercinlik'da Özel Tabur Komutanlığı görevini yaptım.
2003-2005 yılları arasında Kara Havacılık Komutanlığı Denetleme Değerlendirme başkanlığında Kaza-Kırım subaylığı görevini yaptım. 2004 yılında Albay rütbesine yükseldim.
2005-2007 yılları arasında Kara Havacılık Komutanlığı Hava Ulaştırma Grup Komutanlığı/Güvercinlik görevini yaptım.
2007 genel atamalarında eski görev yerim olan Kara Havacılık Komutanlığı Denetleme Değerlendirme Başkanlığı Kaza-Kırım subaylığı görevine atandım.
Bu zamana gelene kadar hayal ettiğim her şeye ulaştım. Bu yüzden ilk önce Tanrıma şükrediyorum. Beni dünyaya getiren annem, babam ile bana bakan analıklarımı rahmetle anıyorum. Bana iyiliği dokunan herkese dua ediyorum. İlkokuldan itibaren bana emeği geçen öğretmenlerimi saygıyla anıyorum. Beni Şadı Köyünden alıp bu seviyeye getiren, benim ve ailemin rızkını temin eden Devletime de şükranlarımı arz ediyorum.
Gön: Esma GÜVENDİ (IP: 88.242.234.189) Tarih: 18/02/2008 22:41
..
Canım kardeşim, sen hayatımda kardeşim, arkadaşım, sırdaşım, dertdaşım ve küçük oğlum oldun. Seninle doğdum seninle varoldum. Senin hayatımdaki yerin her zaman başka oldu. Uyuyamadığım geceler senin sıkıntıda olduğun geceler oldu. Senin sıkıntıda olduğunu hep hissettim. Senin de benimle aynı duyguları palaştığını biliyorum. Yazın çok güzel olmuş. Okuduğumda seninle yeniden gurur duydum. Seni çok seviyorum. Sağlıklı, mutlu, uzun bir ömür diliyorum.
Gön: Mehmet Salih GÜVENDİ (IP: 88.252.82.195) Tarih: 18/02/2008 22:41
Ben Seninle Gurur duyuyorum
İstediklerinin bu kadar olmadığını düşünüyorum.Sevgili okul arkadaşım ve yengem Zeynep Hanımla ve çocuklaınla nice uzun yıllar geçirmeniz dileğimle,Selamlarımı iletiyorum.
Gön: İsmail GÜVENDİ (IP: 88.238.120.232) Tarih: 19/02/2008 16:55
....
Bir köşe yazısı ancak bu kadar güzel olabilir.
Gön: mustafa PİR (IP: 88.248.16.13) Tarih: 20/02/2008 17:49
.
Allaha şükürler olsun ve ne mutlu bize ki sizin gibi dayım var.İrem ve muratı öpüyor,yengeme ve size sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
Gön: mustafa pir.kalayçoğ. (IP: 85.108.164.145) Tarih: 20/02/2008 20:06
BU GURUR YAKIŞIR BZE.
SsSevgili,cevdet GÜVENDİ,Böyle bir gururu köyümüze yaşattığınız için sizleri tebrik ediyorum.Hani hatırlarmısın,ben hayal meyal hatırlıyorum,yaylada sizin evin yanında sen değirmen yapıyordun,ben yıkıyordum.saygılarımla.hoşcakalın
Gön: Mustafa Pirdal(Bayram) (IP: 85.100.245.113) Tarih: 20/02/2008 21:36
Geçmişten Geleceğe
Geçmiş geleceğin aynasıdır.Geçmişi bilmek gelecekte daha güzel şeyler yapmaya vesile olur.Dolayısı ile böyle serzenişte bulunmanız fevkalede güzel şey bu nedenle sizi kutluyorum.
Gön: MUSTAFA ÇAKAR (IP: 81.214.85.116) Tarih: 21/02/2008 15:36
KOMUTANIM
Değerli komutanım ben okul arkadaşın Törnükten Hanzaroğlu mustafa hatırlayacağını biliyorum. değerli Komutanım siz Doğankent'de abinizi yanında kalırken sako Halil hanımcanın mustafa Caferin Bayram Dombalo Hamdi pilafoğlu'nun binasında kalırdık hayat hikayeni baştan sona her satırı tekrar tekrar okudum inanki 1970 yıllar sinema şeridi gibi gözümün önünden birer birer geçti hatırlarsın okul yıllarına masum bir duruşun çok mülayim bir kişiliğin vardı arada bir bana takılırdın böyle başını hafif öne eğerek bana gülerdin komutanım siz Hoca gilin cevdet olarak yine elinizden birileri tutar önünüzde abiniz vardı ya biz ah.ah. komutanım Mustafa hoca ben yemek yerken kaşık tutmasını dahi bilmiyordum yakama yemek dökerdim ve bana oğlum sen muavimisin derdi. cevdet ben doğankent ortaokulunda belgelendim sonra belge sınavlarına girdim orta okul 2.sınıfa Kürtün ortaokulunda başladım sınavlara katıldım Trabzon yatıtlı ilköğretmen okulunu kazandım orada rahmetli mehmet kılıç haşimo Ahmet ve çataktan ibrahim Kamacı onlarda aynı okulu kazanmışlar beraber okuduk ve imkasızlıklar nedemni ile eğitim fakültesine gidemedim. şu anda ist. ümraniye end. mes lis. sayman olarak çalışıyorum. evli 4 çocuk babasıyım. ünüforma hastasıydım kimsenin haberi yoktu istanbul beyler beyinde Deniz Astsubaylığı sınavına girdim boyum tutmadı Komutanım çocuklarım ilköğretimi bitirdiklerinde sizlere Hılmi Komutana ulaşmak istedim hatta 2006-2007 eğitim öğretm yılında çocuğum 4.99'la bitrdi Harp okuluna vermek istedim prosüdürü bilmediğim ve sizlere ulaşamadığımdan vaz geçtim. eğer imkan varsa uzmanlıkta olsa yardımcı olusanız memnunu olurum. KOMUTANIM BAŞİINIZI AĞRITTIĞIM ÖZÜR DİLERİM TÖRNÜK ŞİVESİ İLE ALLAH RUTBENİZİ ARTIRSIN HOŞÇA KALIN
Gön: Yakup pir (IP: 85.98.100.103) Tarih: 22/02/2008 17:47
HEPİMİZİN GURURUSUN
Sevgili Dayım.
Bazı satırları hasret bazı satırları gururla dolu yazını okurken bazen duygulandım ağlamaklı oldum bazende gülümsedim gururla doldum. .Seninle sadece bizim değil bütün köylümüzün gurur duyduğunu biliyorum.Helikopterin küt küt sesini duyduğumda gururumdan ağlayacaktım demişti amcamların İsmail. Sen güvercinlikte ben Kırşehir'de çalışırken Ankara'da buluştuğumuzda bana "Yakup biz dağın başlarından geldik devletin değişik kademelerinde görev aldık.Bu bir mucize Düşünsene biz biz Ankara'da doğsaydık,kim bilir nerelerde görev alırdık" .demişti.Hepimize yaşattığın gurur için teşekkürler....
Gön: Tahsin GÜVENDİ (IP: 88.228.32.20) Tarih: 22/02/2008 21:53
NİCE YILLARA
Allah eşin ve çocuklarınla daha uzun yıllar bu millete görev yapmayı nasıp etsin. Yazının neresini okusan bir tarih yatıyor.
Gön: Özlem Yazar(Güvendi) (IP: 85.98.31.243) Tarih: 23/02/2008 10:33
Sevgili Amcacığım
Yazını hem gurur duyarak hemde duygulanarak okudum.Seni çok seviyor ve gurur duyuyoruz.Seni,yengemi ve çocukları öpüyorum.Sevgiler ...
Gön: cevdet günçaldı (IP: 78.191.49.246) Tarih: 25/02/2008 21:14
hocagilin geçmişi
Sevgili cevdet abi yazını okudum biraz duygulu biraz hüzünlü hocagilin geçmişi ile ilgili bazı şeyleri senin sayende öğrendim sağol ağzına ve yüreğine sağlık yengeye ve cocuklara selamlar.
Gön: Ender Pir Elkaya (IP: 88.231.204.176) Tarih: 26/02/2008 21:46
.
Sevgili Cevdet bey yazınızdan etkilenmemek mümkün değil sizin ve hocagilin geçmişi hakkında bilmediğim bir çok şey öğrendim. Siz büyüklerimizin geçmişine bu kadar sahip çıkması ve kaleme alması bizlere örnek oluyor. Eşinize ve çocuklarınıza selamlar,
Gön: Şevket YILDIZ Tnk.Kd.Bçvş. (IP: 88.254.80.130) Tarih: 01/03/2008 22:01
01.03.2008
Sayın Komutanım;
Ben bu siteyi tesadüfen gördüm ve yazma gereğini duydum.
Kendileri ile 2004-2005 yılları arasında Kr.Hvcl.K.lığı Dent.Değ.Kz.Krm.Krl'unda çalıştım.Beraber çalıştığımız süre içerisinde kendisini mükemmel bir komutan ve aynı zamanda çok iyi bir insan olarak tanıdım.Bu vesile ile ailesine ve şahsına mutluluklar diler,saygılarımı sunarım.
Gön: Gökhun Murat GÜVENDİ (IP: 88.251.70.235) Tarih: 07/04/2008 23:11
Sevgili dayıcığım,
Küçüklüğümden beri beni görenler hep sana benzetmişlerdir. Annemde huylarımı sana benzetir. Bazen şaşırarak bana Cevdet dediğide olur. Sana benzediğim için mutluyum. İnşallah gelecekte de sana layık bir yeğen olurum. Seni çok seviyorum. Hürmetle ellerinden öpüyorum.
Gön: yunus emre cengiz (IP: 85.104.38.59) Tarih: 28/10/2008 19:51
komutanım
sizi çok özledim sayın komutanım bana babalık yaptığınız o günleri unutamam.Hv ulş gr komutanlığında sizin askerinizdim.sizi çok aradım ama ulaşamadım.hocam seyit güvendiyle tanıştık ondan sonrada bidahanasip olmadı konuşmak .TERHİS OLURKEN BİR SÖZÜNÜZÜ UNUTAMAM SİVİLDE İNŞALLAH KARŞILAŞIRIZ(Bana verdiğiniz rozet kravat iğnesi ve anahtarlık daha saklanıyo)ellerinizden öperim sayın komutanım
Yeni Yapılan Yol Hakkında yazısı için tıklayınız.
Bugün: 3
Toplam: 2946 kez okundu
