S. Feridun Güray


gazenfer bilge’nin anısına


Orta birden ikinci sınıfa geçmiştim okul yeni tatile girdiği için köyüm Maşukiye’ye dinlenmeye gitmiştim. Değirmenin önündeki meydanda arkadaşlarla otururken İzmit’in tek taksicisi olan ve devamlı yavuz pastanesinin önünde parkeden yanık Ömer’in siyah otomobili park etti ve içerisinden bir takım kelli felli insanlar indi. Onlardan birisi de cumartesi günleri öğrenci matinesine gittiğimiz oğuz sineması’nın sahibi Nazmi Amca idi. Bir takım konuşmalar ve incelemelerden sonra mekânı uygun buldular. Daha sonra birkaç arabayla teknik ekip ve oyuncular geldi, çalışmalar başladı. Aralarında herkesin çekindiği saygı duyduğu biri vardı. Bu kişi rejisör Sami Ayazoğlu.Nazmi amca ile birlikte bize doğru geldiler,biz ayağa kalktık.Adımızı ve okulumuzu sordular.Bana sen bizimle,gel bu filmde sen başroldeki hanımın (Nazihe Becerikli) kardeşi rolünü oynayacaksın.başladık çalışmaya, o arada rahmetli Gazanfer Bilge de aradı.Nazmi Amcanın hemşerisi ve çok sevilen, oldukça popüler, yakışıklı ve nazik. O dünya ve olimpiyat şampiyonu .Onu hemen tanıdık ve hayranlıkla seyretmeye başladık, çünkü o zaman en tanınan spor dalı güreşti.Bizim köylerde düğünlerde bile güreş müsabakaları yapılırdı.

Filmin konusu köyündeki bir kıza aşık iki yağlı güreşçi kardeş pehlivanın öyküsüydü.Senaryonun, köylümüz olan dünya ve Kırkpınar şampiyonları İrfan Atan ile kardeşi Adil Atan’ın hayatından esinlendiği ve otantik mekanında çekildiği söylenirdi.Filmdeki pehlivanlardan birisi Şeref Özsoy diğeri de Hulusi Kentmen’di.(onun da ilk filmi olması muhtemel)

Rahmetli Gazenfer Bilge’de zaman zaman güreş konusunda danışmanlık yapıyordu.Nitekim bir ara onlara tatbiki olarak göstermek için benimle bir arkadaşımı güreşe tutturdu.Ben kündeyi parmaklarımı kilitleyip atmak isterken hemen durdurdu ve parmakların kırılır deyip doğrusunu gösterdi.1949 yılının o dev film kadrosu rejisör Sami Ayanoğlu, kamera Cezmi Ar,oyuncular Nazihe Becerikli,Talat Artemel,Kadri Ogelman,Şeref Özsoy ve diğerlerinden oluşuyordu.

Çekim aralarında rahmetli Bilge o zamanların mavi gözlü, sarışın ve çok güzel tiyatro oyuncusu olan Nazihe Becerikli’ye jest ve şaka yapmaktan geri kalmazdı.İçerisinde dinlendiği otomobili tamponundan kaldırarak sağa sola çekince ne olduğunu anlamayan Nezihe Becerikli de çığlığı koparırdı.

Filmin sonunda;babam,ablamı kırkpınar baş pehlivanı olana vereceğini ifade eder.Ablamla değirmene manda arabası ile un öğütmeye gittiğimizde yaramaz çocuk olan ben çıktığım ceviz ağacından dereye düşüp de boğulmak üzere iken ablamın da gönlü ondan yana olduğu Hulusi Kentmen beni kurtarır ve ablamın gönlünde ilahlaşır, ancak ne yazık ki Kırkpınar da finalde kardeşine yenilir ve ablamla evlenme şansını kaybeder.Düğün salonu matem yeri gibidir.Nikah memuru gelir damat yok.Başpehlivan feragat eder,abisini zorla ikna ederler ve filmde mutlu sonla biter.

Sonraki yıllarda film İzmit’e de geldi, arkadaşlarla seyrettik.Gönlümüze taht kuran şampiyonlarımızı spor sonrası yaşamlarında nakliyecilik,şoförlük ev hatta hamallık yaptıklarını görerek ben şahsen büyük ızdırab çektim. İçlerinde sadece rahmetli Bilge ile Atan kardeşler otobüsçülükte başarılı oldular.İki olimpiyat şampiyonu bir güreşçimizin de yıllarca yabancı bir ülkede makam şoförlüğü yaptığını biliyorum.

Onun için 82 anayasası yapılırken, gecenin sessiz bir vaktinde verdiğim önerge ile ”Devlet başarılı sporcuyu korur” cümlesini ittifakla kabul ettirerek ,bütün dallarda başarı kazanan sporcuların yaşantılarını güvenceye aldırarak, onlara borcumuzu ödemiş ve içimizdeki sızıyı dindirmiş olduk.

Yakın bir zaman önce bir gün kendisine” Gazanfer Abi,o zaman neden bizimle beraber gelip Nezihe Becerikli ’nin arabasını sağa sola çekiyordunuz “, dediğimde o babacanlığı ile ‘delikanlılık işte’ cevabını vermişti.

Türk Bayrağını en tepeye çektiren yaptığı yardım ve eğitim yatırımları ile fahri doktor unvanı alan şampiyonun mekânı cennet olsun. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.


Bugün: 5
Toplam: 865 kez okundu