Kadir Arslan


kadir arslan


Sene 964 mevsim ilkbahar arıların hareketi, başakların bereketi çiçeklerin yeni bir hayatı müjdelediği ve ambarların ve kışlıkların bitme sinyali verdiği bu günlerde Çorum'un Osmancık ilçesinin Aşıkbükü köyü sakinleri aralarına yeni bir tüketicinin katılmasının hüznünü yaşıyordu. Derken zaman su gibi akıp geçti. Ayni köyde ilkokul başladı. İlkokuldan en tatlı hatırası sınıfta tablonun karşısına geçip, istiklal marşını okumaktı. Babasının keçi ve koyun sürüsü vardı. Koyunlar, kuzular onu çok severdi. Belli ki ama o onları sevemedi. Oğlak otlatmanın canına tak ettiği bir son bahardı ki ilkokulu bitireli tam dört yıl olmuştu. Osmancık İmam Hatip Lisesi orta kısmına kayık yaptırdı. Hayat bir gül bahçesi değildi elbet ama onunki bir başkaydı. O bu dönemde hayatını hatsını yaptı ve âşık oldu. İki aşkı vardı. Biri şimdi çocuklarının anası diğeri vatanıydı. İkincisi daha ağır basıyordu. O dönemin gereği olarak bir siyasi ekolün içinde yer aldı, çünkü vatanın böyle kurtulacağına inanıyordu. Hayatında ki bir önemli bahar da 1980 son baharıdır. O kara darbe ülkede ki tüm masumlar gibi onun da masum duygularının üzerinden geçti. Ortaokul ikinci sınıfta cezaeviyle tanıştı. Bunun sonunda Gümüşhacıköy İmam Hatip Lisesine zoraki transfer oldu.


Bir yatak, bir tencere ve iki tabaktan oluşan eşyasıyla Gümüşhacıköy 'de zorunlu ikameti başladı. Ve tam dört yıl sürdü soğuk gecelerde odunsuz, uzun gecelerde aşsız kaldığı. Cumartesi yaptığı bulgur pilavını Çarşamba yedi ama yılmadı. Dershaneye gidemedi. Test kitabı ve soru bankası olmadı. Ama ilk girdiği yıl üniversiteyi kazandı. Bunca badireyi kazasız belasız atlattı. Gazi olmadı ama Gazili oldu. O artık Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Eğim Bilimleri bölümü eğitim programları ve öğretimi ana bilim dalı öğrencisiydi. Ha bu arada imam hatip son sınıfta evlendi. Üniversite birinci sınıfta ilk kez baba oldu ve ikinci sınıfta ikinci kez. Hanımını ve çocuklarını babasının yanına bıraktı ve Ankara'ya taşındı. Hafta içi okula hafta sonu inşaatlara çalışmaya gitti. Üniversite ikinci sınıfta bir inşaata bekçi oldu. Geceleri İnşaatı bekledi gündüzleri okula gitti. Gitti ama sene sonu geldiğinde on bir dersin sekizi zayıftı. Yedisin bütünlemede verdi biri kaldı. Derken okul bitti. Ve hayatındaki bir başka baharda ona bir Nisan Şakası yaptılar ve bir Nisan 1991 de öğretmenliğe başladı. Önce Kilis Anadolu Öğretmen Lisesi(üç yıl) sonra Malatya Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi(dört yıl) ve sonra Arifiye Anadolu Öğretmen lisesi. Doğumuyla Âşık bükü halkının yaşadığı hüznü şimdi öğrencileri yaşıyor. Ne yaparsın"


"Ne gelir ki elden kader bu emir
İstersen demirde muhali kemir"


Füze menzilindeki çocuk;


Bir bilsen yüreğin olmayı ne çok isterdim!
Yüreğin olmayı ve seni hayata taşımayı nasıl isterdim, bir bilsen
Seni kutluyorum çocuk!
Seni kutluyorum.
Sen olmayı, senin olmayı, gönlünü almayı
Sana gülmeyi öğretmeyi ne çok isterdim.
Ama yazık ki sana gülmeyi değil
Kendime ağlamayı, ağlayabilmeyi öğretiyorum,
Senin için müjdeler getirdim çocuk.
Cennet vaat ediyor Rabbi'm
Ya bana…
Sana cennet bahçesi, bana kanayan vicdanın sesi
Hem sen üzülme bebek!
Ben ve benim gibiler üzülsün senin yerine.
Sen masallar dinlemeliydin bebek
İçinde umudun olduğu!
Sen şarkılar söylemeliydin
İçinde neşenin olduğu!
Oysa şimdi bomba sesleri dinliyorsun.
Oysa şimdi uçak sesleri dinliyorsun.
Ve ağlıyorsun bebek.
Benim adıma! Ve benim gibi ağlamayanlar adına.
Sana kızıl çanlar değil,
Al duvaklar yaraşırdı Zeynep
Bana kopan bacakların bakmak değil,
Koşup oynamak yakışırdı bebek.
Yüreğimi sana vereceğim
Ama korkuyorum çocuk.
Korkuyorum reddedersin diye
Hem kim ne yapsın?
Böylesine taşlaşmış, böylesine kararmış bir yüreği.
Senden özür diliyorum çocuk.
Ama "affet beni" demiyorum.
Çünkü sen affetsen de Allah affetmeyecek biliyorum.


Bugün: 2
Toplam: 305 kez okundu

 

Error in my_thread_global_end(): 1 threads didn't exit