Mehmet Özdemir

beni
Sun saki meyinden katresi karar
Eyler yâr busesi mestane beni
Düşürür dillere o vefâsız yâr
Yazar bir kenara efsâne beni
Misalden süzülen en güzel rüyâ
Dameni belinde akseder suya
Siması düşerse güneşe aya
Döndürür aşkına pervâne beni
El çekip dudağın bükerse eğer
Gözyaşın kadehe dökerse eğer
Diline bal-şeker ekerse eğer
O zaman avutur meyhâne beni
Kıssa-i Mecnun’dan alır haberi
Cefası Leyla’dan kalır mı geri
Aklımı başımdan alır o peri
Gösterir aleme divâne beni
bir kadın
Orada bir kadın vardı
Bir tutam sevda için
Yoksul gözleri yalvardı
Orada bir kadın vardı
Maviliğe bürünüp
İçin için ağlardı
Orada bir kadın vardı
Lale döküp yollara
Güller içinde sarardı
Orada bir kadın vardı
Gururu kuşattı geceyi
Tepeden tırnağa ardı
Orada bir kadın vardı
Akşamları doldurdu heybesine
Gün saçlarında ağardı
Orada bir kadın vardı
Gözleri bulut kesilir
Yalnızlığı ırmaklara akardı
kar mı yağdı yüreğine
Nedir bakışlarına bağlayan beni
Bilir misin nedir gönlümde esen
Bakir hüzünlerden arda kalan
Bir ince yağmur ve sen
Kar mı yağdı yüreğine
Ürkek bakışlarında üşüdüm
Ufuklara gerilirken akşamlar
Kızıl saçlarına asarlar beni
Şarkılar söyle türküler yak
Sevda kundağına sar beni
Kar mı yağdı yüreğine
Ellerin gülümsemiyor artık
mihrican
Yâr
Sarışın anlardı
Güle ateş bülbüle gam düştü
Gurbete hicrân gönlüme akşam düştü
Gül kızıllığında yandım
Bir gökyüzü yangınında
Seni gördüm
Kanat takıp rüzgardan
Sana geldim Mihrican
Yâr
Vakit dardı
İkindi gölgesi ömrüm
Her melâl akşamdı
Her akşam gamdı
Beni anlayan gözlerin vardı
Kan ağlayan gurupta
Seni gördüm
Yol aşırıp dağlardan
Sana geldim Mihrican
Yâr
Gözlerin güneşleri getirdi
Nemrutun ateşinde
İbrahim oldu yüreğim
Saf tuttu kuşlar
Sır tuttu yokuşlar
Ellerimde güller büyüttüm
Dönüp menekşeleri öptüm
Gürültülü bir akşamüstü
Seni gördüm
Geçtim serden geçmedim yârdan
Sana geldim Mihrican
Yâr elif elif ellerin vardı
Mimdi dudakların
Sustun yağmurlar yağdı
Rüzgâr savurdu saçlarını
İçimde çoğalan yerin vardı
Bir ayrılık akşamında
Seni gördüm
Kervan geçmez diyârdan
Sana geldim Mihrican
Yâr
Hangi zamandı
Bazen Ferhat oldu yüreğim
Şirin kafdağının ardında
Kerem ateşti Aslı kül oldu
Mecnun ceylanlarla eğleşti
Yollarımdan Leylalar geçti
Seni gördüm
Gül devşirdim bahardan
Sana geldim Mihrican
mihrican 2
Gözlerin güneştir sıcacık bakar
Buz tutmuş gönlümü ateşsiz yakar
Mihrican peşinden denize akar
Irmak olur çağlar gelirim sana
Gurbeti yaşama sılaya dön gel
Menekşe olur mu goncaya engel
Mihrican bahar ol gülşene sen gel
Bulutlarla ağlar gelirim sana
Vermezsen sevdama azıcık değer
Ayrılık atına vurup da eğer
Mihrican dönüp de gidersen eğer
Bağrıma taş bağlar gelirim sana
zaman
1
Gül yanında hâr zaman
Sevda kuşu yar zaman
Bir ömür takvimlerden
Dökülür mü her zaman
Kışta bir gün ışığı
İlkbaharda kar zaman
Elde sabun köpüğü
Gönüllerde sır zaman
Beyaz kanatlarına
Al beni de sar zaman
2
Ben tükendim ben bittim
Hayat sende gür zaman
Saray kurdum mekânsız
Giremezsin dur zaman
Sil adını hülyamdan
Hudutların dar zaman
Ya durdur bu çarkını
Ya da mühlet ver zaman
alperenler
Güneş gibi doğdular mızrak mızrak
Alperenler Anadolu’ya
Günbatımına eyerlendi nice kısrak
At nefeslerinde soylu rüyâ
Göklere direk vurdular “besmele”den
Ve otağa kuruldular
Kaypak boşlukta kayar mekan
At koşturur yıldızlara
Dizginsiz zaman
Gönül deryasında bir ışık
“Ülkü”ye vuruldular
Kan gölünde can surunda
Allah rızası niyet
Ve cihana hakimiyet
Yıkandılar tevhit nurunda
Ak sular gibi duruldular
Çadırdı gökyüzü güneşti sancak
Güzel kametleri
Ecel yenebilirdi ancak
Sonsuz bir tebessümle
Ölüm kundağına sarıldılar
Hakk’ın övülmüş kulları
Bunlardı güneşin oğulları
Açıldı ebet kapısı
Yeniden dirildiler
mehmet özdemir'in özgeçmişi için tıklayınız.
Bugün: 2
Toplam: 801 kez okundu
