Mehmet Salih Güvendi



geçmişi yaşatmak

Erzincan’dan Giresun’a gidip gelirken Gümüşhane’den geçiyorum. Geçerken yolun kenarında tarihi konaklar görüyordum. Kafe olarak işletiliyor diye girme ihtiyacı hissetmedim. Üzümlü’de Halk Eğitim Merkezine fotoğrafçılık kursu açtırdık. Kursa bende katıldım. Kursumuz sürerken kurs hocası farklı resimler çekelim ve üzerinde konuşalım dedi. Bende bizim köyden, Kürtünden ve Barajlardan resimler çektim. Gümüşhane ye girerken Harşit Çayının karşısında tarihi bir yapı var, kapısında oturanlar olduğunu görünce müşteridir rahatsız etmeyelim diye yoldan konağın resmini çektim. Kursta arkadaşlar bana; hocam çektiğin Karadeniz manzaralarına bakalım dediler. Resimlerden olumlu olumsuz eleştiriler aldım. Yani resme herkes farklı gözle baktılar. Bana sen tekrar gideceksin bu yapıyı daha yakından çek dediler. Giresun dönüşü eşim ve küçük oğlumla gittik. Konağın ismi İkizevler Konağı yakınına varınca müze olduğunu anladık. İçerisini hayranlıkla gezdik. Kaynana odası, gelin odası, mutfak, misafir odası vs. Buralar çok güzel döşenmiş. Yöreye has harika eserler var. Gezerken bu konakta geçmişe dair neler yaşanmıştır. Ne olaylar konuşulmuştur bunları düşünmeden edemiyorsunuz. Bu konağının resimlerini çektim. Resimlere evde bakarken bizim köyün kültürünü geleceğe nasıl taşırız diye düşündüm.

Köyümüzden arkadaşlarımız iyi niyetle kendi bakış açılarıyla köyümüz ve çevresi ile ilgili sorunlar ve çözüm önerileri sunuyorlar bunları takdirle karşılıyorum. Ancak daha önce bizim köyün sitesinde de bahsettim. Bizim köyde evlerin kapıları kapalı diye, şimdi sizlere farklı bir bakış açısı sunmak istiyorum. Köyümüz çok şanslı okuma yazma oranı ve memurunun çok olmasıyla, aynı zamanda çok şansız girişimcilerinin olmamasıyla. Çoğunluk memur olunca hem zaman hem de ekonomik sorunlar yüzünden köye yatırım yapamamaktadırlar. Bizim bazı sıkıntılardan dolayı köyümün tarihi geçmişimizi örf ve adetlerimizi çocuklarımıza tanıtamadığımızı düşünüyorum. Çocuklarımız köyden uzak ve köy yaşamını bilmiyor. Basit bir örnekle; artık düğünler bile daha ekonomik olsun diye Doğankent’te salonda yapılıyor. Dolayısıyla düğünlerimiz eski düğün değil, kıyafetlerimiz yöresel değil, nerdeyse köyde mısır ekilecek tarla yok. Ne yapmak lazım, her şeyi bırakıp köye mi dönelim böyle bir şey demiyorum. Ancak farklı bir bakış açısıyla yeni bir yapılanmaya, birlikte olmaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum.

Yukarıda İkizevler konağından bahsederken bizde bir müze yapabilir miyiz diye düşündüm. Sonuç olarak ne anlatmak istiyorsun diye sorarsanız niyetim şu; Köye bir müze yapalım. Nereye mi? Orta mahalledeki okul boş. Milli Eğitim Bakanlığı bu okullarla ilgili çalışma yapıyor. Kapalı okullar değerlendirilecek. (Sağlık evi mi? Köy odası mı? Veya satalım mı? diye) Gelecekte ihtiyacımız olacak Köyde evi olmayıp da köye gelemeyenler olacak, akrabası olmayan olacak veya babasını mezarına gelip gidecek bu insanların gelip konaklayacağı geçmişini tanıyacağı bir yapı oluşturalım. Köy konağı yapalım. Köylünün bütün ihtiyaçlarını karşılasın. İçinde neler mi olsun? Müze, kahve, misafir odası, Mutfak, Kütüphane hatta morg vb. iyi olmaz mı? Bakın cenaze namazlarını bile Doğankent’te kılıp köyde defin işlemi yapılıyor.

Bunu düşünelim ve geç olmadan girişimde bulunalım. Keşke demeden çocuklarımız geçmişini ve kültürünü tanısın buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Sevgiyle kalın


Diğer Yazısı ve yorumları için tıklayınız.


Bugün: 5
Toplam: 1091 kez okundu