Sedat Demir


benveailem.com


özdeğer


Yola çıkınca her sabah, ağaçlara selam ver.
Atlara, otlara, taşlara, kuşlara
Neyi görürsen selam ver.
Sonra çıkar cebinden aynanı bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında.
Çünkü sen de varsın bu dünyada.

Üstün Dökmen hocamın bir şiiriydi bu. Öğrencisi olduğum yıllarda ezberlemiştim. Umarım tam olarak böyledir. Anlatmak istediği şey aynıdır da… İnsanın kendini sevmesi, kendine değer vermesi. Biz başkalarının kırılacağını düşünürüz de kendimizin kırılacağını düşünmeyiz. Başkalarının önemini söyleriz de kendimizin önemini fark etmeyiz. Başkaları için her şeyi yaparız da kendimiz için bir şey yapmayız. Başkalarına değer veririz de kendimize hak ettiğimiz değeri vermeyiz. Hâlbuki en çok biz bizimle değil miyiz? Evet ya neden biz bize bu kadar yakınken biz kendimizden bu kadar uzağız? Ya da şöyle soralım neden kendi değerimizi fark edemeyiz? Çocukluğa inmek her ne kadar halk arasında bir espri konusu olsa da, aslında kendimizi fark edememe değer biçememe nedenini o dönemlerden başlatmak yanlış sayılmaz sanırım. Orada yürüme! Oraya çıkma! Atlama! Zıplama! Yapamazsın, düşersin, kayarsın vb. yaklaşımlarla bir işi yapamayacağımız yetersiz olduğumuz anne babalar tarafından beyinlere nakşedilir.

Özgüveni kazanmak özdeğeri kazanmanın ilk aşamasıdır ve olmazsa olmazıdır. Özgüveni kazanmak için de kim olduğumuzu ve nereye ait olduğumuzu gösteren gerçek bir tabloya ihtiyacımız vardır. Kendinizi diğer insanlarla hatta arkadaşlarınızla onların ve kendinizin yaptıklarıyla kıyaslamak istemeniz ve değerini ona göre ölçmeniz ilk bakışta normal gibi görünebilir. Ancak gözden kaçırdığımız şey onların başarılarının ölçüsü onların gösterdikleri performansla ilgilidir bizimkiyle değil. Böyle bir tabloyu okursak kendimizle ilgili yanlış yargılara varmamız kaçınılmaz olacaktır.

Kim ve ne olduğumuzu, hayatımızın karmaşık göründüğünü keşfetmek için gösterdiğimiz çabalar gençlik yıllarıyla başlar. Reddedilme korkusu gençlik döneminden başka hiçbir dönemde bu kadar baskın değildir. Burada da yine başkalarına tarafından değerlendirilmeyi değer ölçüsü olarak kabul etme var. Hâlbuki birey kendisini yeteri kadar tanıdığında, neyi ne kadar yapabileceğini fark ettiğinde, yeteneklerini keşfettiğinde kendine bir değer biçmeye başlayacaktır. Yetişkin bir birey kendisine “ben kimim” sorusunu sorduğunda kendine olan güvenini sağlayabilir. Bu soruya vereceği cevap da kendi değerini belirler. Bireyin ne olduğu yalnız başınayken kim olduğudur; kalıtım yoluyla alınmış ve öğrenilmiş olan iç dünyası, yetenekleri, kendi seçimleri, duyguları, fantezileri ve kararları. Bunlar bireyin cevherleridir. Birey cevherlerine sahip çıkmalıdır.

Eğer siz kendinize iyi bir değer biçmez, kendinizi önemsemez, değerli bulmazsanız bunu başkalarından bekleyemezsiniz. Kendinize selam vermediğiniz takdirde size selam verecek birini de bulamazsınız. Bir insanın kendini değerli bulabilmesi yaptığın işin niteliği ve işe yarama psikolojisiyle de doğru orantılıdır. Öncelikle insan yaptığı işin önemini kavramalı ve geleceğe en azından kendi geleceğine yön verebilme gücünü kendinde görebilmelidir. Siz bellek bankanıza kendinizle ilgili ne yatırırsanız onu çekersiniz. Sürekli kendinizle ilgili olumsuz düşünceler ve başarısızlıklar içinde olursanız belli bir süre sonra haklı olduğunuzu göreceksiniz. Yok, eğer kendinizi önemseyip, yaptığınız ve yapabileceğiniz işleri düşünür ve buna inanırsanız sadece kendinizin değil insanların da size saygı duymaya değerli görmeye başladıklarını göreceksiniz. Ama kendinizin de buna inanması şartıyla…

ben ve ailem yazısı için tıklayınız.

sınav kaygısı yazısı için tıklayınız.

evlilik=mutluluk yazısı için tıklayınız.


Bugün: 2
Toplam: 638 kez okundu

 

Error in my_thread_global_end(): 1 threads didn't exit