Sedat Demir


benveailem.com


sınav kaygısı


KAYGI

Kaynağı belirsiz olan korkuya kaygı denir. Olumsuz durumların yaşandığı durumlar kaygının ortaya çıkmasına sebeptir. Buna göre kaygı ile korku arasında üç tane önemli fark vardır.

1. Kaynak: Korkunun kaynağını biliriz. “ben arıdan korkarım” v.b. ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
2. Şiddet: Kaygının şiddetti korkudan daha fazladır.
3. Süre: Korku kısa sürelidir. Kaygı ise uzun süre devam eder.

KAYGININ NEDENLERİ

Belirsizlikler kaygıya neden olur. Örneğin sınavın içeriği ve niteliği hakkında bilgi sahibi olmamak gelecekte hangi mesleği seçeceğini bilmemek gibi..
Olumsuz bir sonucu beklemek: İyi hazırlanmadan bir sınava girmek gibi..
Kendine güvenmeme: Öğrenici sorulan soruyu bulduğu halde güvensizlikten kaynaklı soruyu cevaplamada tereddüt etme.
Desteğin çekilmesi: Alışılagelmiş çevrenin ortadan kalktığı durumlarda birey kaygı duyar.

Sınavlarda başarılı olmak için belirli bir düzeyde kaygıya gerek olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bunun doğal olduğu ve öğrenciyi motive ettiği düşünülmektedir. Fakat öğrenci; “sınavdan önceki gece gözüme uyku girmiyor”, “hiçbir şey yiyemiyorum”, ”sınavın ilk on beş dakikası hiçbir şey yapamıyorum, heyecandan bayılacak gibi oluyorum” şeklindeki duygulara sürükleyecek düzeyde duygu sınav başarısızlığını da arkasında getirmektedir.

Öğrenciyi sınav öncesi ve sınav sonrası olumsuz etkileyen bazı faktörler bulunmaktadır.

-Çevrenin öğrenci hakkındaki görüşleri ile ilgili endişeler: “Kazanamazsam beni birisiyle kıyaslayacaklar, küçük düşeceğim, kazanamazsam akılsız ve tembel olduğumu düşünecekler, kazanmama kesin gözüyle bakıyorlar ya bu beklentiyi gerçekleştiremezsem, ailem benim için çok fedakarlık yapıyor ya kazanamazsam, karşılığını verememiş olacağım, arkadaşlarımı mutlaka geçmeliyim, ondan daha başarılı olamazsam değerim düşecek gibi bu ve bu benzeri duygu ve düşünceler sınav kaygısını önemli ölçüde etkilemektedir.

-Öğrencinin kendisiyle ilgili endişeleri: Öğrencinin kişiliğine verdiği değeri sınav başarısı ile ölçmesi, sınavı veremezse kendisine olan saygısını yitirme duygusu sınavı bilgi ölçen bir araç değil kendi değerini ölçen bir araç olarak görmesi gibi nedenler kaygıyı arttıran bir başka nedendir

-Üniversiteyi gelecekteki başarı ve mutluluğu için tek yol olarak görmesi. Hayatta başarılı ve mutlu biri olmam üniversiteyi kazanmama bağlı, eğer kazanamazsam yapabileceğim başka bir iş yok gibi düşünceler kaygıyı arttıran başka bir nedendir.

-Kendini sınava yeterince hazır hissetmeme: Aşırı gerginlik nedeniyle sınava yerince hazırlanamamak, “hiç bir şey bilmiyorum, başaramayacağım” duygusu sınavlarda başarılı olamamanın bir başka nedenidir.

KAYGI VE GERGİNLİK BELİRTİLERİ

Bireyde günlük yaşamını etkileyen ve uzun zaman gözlenen belirtiler sonunda bir uzmana gidip yardım alınmasında fayda vardır.
Nefes darlığı, nefes alıp vermede düzensizlik, kesik kesik nefes alma, gerginlik, terleme, kalp çarpıntısı, aniden sinirlenme, bel ağrısı, mide ağrısı, ishal ve kabızlık, aşırı tepkide bulunma, titreme, el ve ayak soğukluğu, sürekli yorgunluk, sürekli baş ağrısı, boyun kaslarının gergin olması gibi belirtiler görülebilir.

KAYGIYI AZALTMAK İÇİR NELER YAPILABİLİR

Her şeyden önce sınav kişiliği değerlendiren bir ölçü olarak görülmemelidir.Başarısız olmak yeteneksizlik olarak düşünülmemeli,.sınav yalnızca bilgileri ölçen bir araç olarak görülmelidir. Üniversite bir amaç değil, hayatta mutlu ve bir birey olmak için bir araç olarak görülmelidir. Üniversiteye tek kurtuluş yolu olarak bakmamalı ve birey hayatta ne istediğini bilmelidir. Herkesin kapasitesi farklı olduğu düşünülürse birey kendisini başkaları ile kıyaslamamalıdır.

Anne babaların ve çevrenin öğrenciden beklentileri olabilir. Öğrenci bu beklentilere karşılık veremediği takdirde; çevrenin anne ve babanın gözünde değerinin düşeceği duygusuna kapılmamalıdır. Bu beklentilerin amacının teşvik olduğu bilinmelidir. Amaca ulaşmak için yapılacak olan hazırlık çalışmaları kişiden kişiye farklılık gösterir. Bazı öğrenciler temel bilgileri kuvvetli, iyi eğitim almış öğrencilerdir, bunlar amaçlarına daha kısa sürede ulaşabilirler. Bazı öğrencilerde temel bilgileri eksik olduğundan amaçlarına ulaşmak için daha uzun sürede bir hazırlık yapmak zorunda olabilirler. Sınavlarda zamanı yetiştirememe endişesinden kaynaklı heyecana kapılmak öğrencinin sınavlardaki performansını ve dolayısıyla başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Bundan dolayı verilecek olan öneriler doğrultusunda çalışılırsa sınav süresi öğrenciye yeterli gelecektir.

Eğer düzenli, planlı ve verimli çalışılırsa öğrenmek için gayret gösterilirse sınav sorularının cevaplanması hiçte zor olmayacaktır. Çünkü sınavlara öğrenilen bilgiler sorulacaktır.

Ayrıca kaygı ve gerginlikle başa çıkma yollarından biri de bilinçli olarak yapılan davranışlardır. Örneğin her gün aynı zaman dilimi içerisinde 15-20 dakika kültür fizik hareketlerinden yararlanılabilir. Bunun yararları kaygının etkisiyle salgılanan adrenalin gibi maddelerin tüketilmesini setotin salgılanmasını sağlar ve vücudun gevşemesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Böylece bireyde kaygı azalır, öğrenme verimi artar, uyku düzene girer ve birey kendini daha zinde hisseder.

Uygulanacak olan doğru nefes alma egzersizleri ile de vücuttaki adrenalin, noradrenalin ve nöropinefrin gibi maddelerin azalmasını sağlar. Bu uygulama günün farklı zamanlarında 40-45 dakika uygulanmalıdır. Düşünce biçiminizi düzenlemeniz gerekir. Öğrenciyi heyecanlandıracak an ve kaygıya sürükleyen sınavın kendisi değil, sınava yüklendiğiniz “kazanamazsam mahvolurum, insan içine çıkamam bu sınavı atlatamazsam sınıfta kalacağım” gibi yaklaşımlardır.Böyle yaklaşımlar bir kenara bırakılıp öğrenci, öğretmen ve aile tarafından planlı ders çalışmaya yönetmelidirler.

SINAV KAYGISI TAŞIYAN ÖĞRENCİLERİN AİLESİNE ÖNERİLER

Her şeyden önce öğrenim görmeyi istemek ya da istememek bir tercihtir. Bu tercih hakkı öğrenciye verilmelidir. Ailenin yapmayı, başarmayı çok arzuladığı bir şeyi kendi adınıza öğrencinin başarması beklenmemelidir. Gençlerin ulaşabileceği bir hedef saptamasına yardımcı olunmalıdır ve beklentiler bu seviyede tutulmalıdır.

Öğrencinin kişi olarak değeri sınav başarılarına bağlanmamalıdır, Öğrenci sınavlarda başarılı ya da başarısız olabilir. Sınav; belirli bir konuda bireyin belirli yetenek ve çalışma alışkanlıkları doğrultusunda kazanmış olabileceği bilgilerin ölçülmeye çalışılmasıdır. Sınavlardaki başarı ya da başarısızlar ile kişilik değerinin birbiri ile ilişkisi yoktur.

Çocuklarınıza koşulsuz sevgi ve değer verildiği yaşantınız ve sözlü ifadelerinizle vurgulanmalıdır. Çocuklar ve gençler aile ve çevreyi memnun etme ve yetişkinlerin gözünde değer ve sevgi yitirme korkusundan uzak olmalıdır.

Çocuklara gerekli ortam ve zaman sunulmalıdır.” Hadi çalış, çalışmıyorsun, bu kafa ile gidersen adam olmazsın, sınavı kazanamazsan yüzümüzü kara çıkarırsın” vb. gibi umutsuzluğa sevk edebilecek söz ve tavırlardan, yaklaşımlardan uzak durulmalıdır. Gence güvendiğiniz ve elinizden geleni yapmaya çalışacağına inandığınızı ifade etmelisiniz. Özgüven gelişiminde yetişkinlerin öğrenciye ifade ettiği sözler belirleyicidir. Çocuğunuza sözlü veya sözsüz iletilerle başarısızlıkları, olumsuzlukları değil, başarıyı ve olumlu yönleri görmeli ve vurgulanmalıdır.

Her şeyden önce kaygının yeterli düzeyde olduğunda öğrenmeyi olumlu etkilediği bilinmektedir. Temel sorun kaygıyı istenilen düzeyde tutamamaktır. Kaygı gereksiz düşüncelerle kontrol edilemeyen bir hale gelerek öğrenmeyi ve başarıyı olumsuz etkileyen hatta engelleyen bir düzeye geldiğinde bireye zarar vermeye başlar. Öncelikle bu kaygının nedenleri araştırılmalı ve bireydeki bu sınav kaygısını bireyin yenebilecek gücü olduğu yenebileceği ve bu gücü kullanarak bu durumdan kurtulabileceği düşüncesi kazandırılmaya çalışılmalıdır. Bu süreçte yine hipnoz başarıyla uygulanabilmektedir. Kontrol edilemeyen bu gerilim içerisindeki genç çoğu zaman karamsarlığa düşer, ümitsizlik duyguları gelişir. Daha sonra mücadeleyi bırakıp yenilgiyi kabul eder. Pek çok zeki genç bu nedenle başarılı olamamaktadır. Sınav öncesi olumlu düşünce gücünü kullanmayı başarabilen genç ise zorluğu aşmayı başarabilmektedir.

Sınav gerilimi yaşayan bir öğrencide yemek, uyku, hayattan zevk alamama gibi davranış bozuklukları görülebilmektedir. Sınav kaygısının bu kadar yukarıda olmasının değişik etkenleri olmaktadır. Okuma arzusu ve şansı, anne-babanın yanlış tutumları, sınava katılanların çokluğu ve kazanabileceklerin az oluşu, yeteri kadar zeki olmadığı, veya yeteri kadar hazırlanamadığı düşünceleri, sınava verdiği anlam ve bunlardan başka bir çok kişisel, ailesel ve değişik çevresel etmenler yatmaktadır.

Her şeyden önce sınava planlı bir çalışmanın gerekliliği kavranmalı ve sınav sonucundan ziyade gösterilmesi gereken ve gösterilen çabanın önemi vurgulanmalıdır. Bütün bunlardan sonra da birey yeterliğine inanmalı ve sınava bu inanç ve azimle girmelidir. Bu süreçte yine hipnoz kullanılarak başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

ben ve ailem yazısı için tıklayınız.

evlilik=mutluluk yazısı için tıklayınız.


Bugün: 2
Toplam: 1096 kez okundu