
kaynaklarda şadı ve şadılılar
Geçenlerde Ata TV’de Kökler ve Değerler programını seyrediyor- dum. Program Alevi açılımını işliyordu. Programın konuğu Prof. Dr. Alemdar Yalçın Bey, gelen sorular üzerine şadı ve Çepniler konusunu üç beş cümle ile anlattı. Şadı, Şadılıların Adana, Erzincan, Gümüşhane yörelerine yerleştiklerini ve bir kısmının da Halep’de kaldığını ve Şadılıların Türkmen taifesinden olduğunu söyledi ve cemaat olduklarını da ekledi. Çepnilerle ilgili de Trabzon, Giresun, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kütahya, Balıkesir gibi geniş bir coğrafyaya yayıldığını söyledi. Bir kısmının alevi olduklarını ifade etti. Daha geniş bilgi için Cevdet Türkay’ın Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler kitabını tavsiye etti. Programın tekrarını da seyrettim. Ve bahse konu kitabı satın aldım.
Kitabı inceledim. Yazar Cevdet Türkay 1960 yılında Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü’nde uzman olarak çalışırken, 15 yıllık bir mesainin ürünü olan eseri tamamlayabilmiştir. Yazar bu kitabında 230 oymak, 500 aşiret ve cemaat ilgili çok kıymetli bilgiler toplamıştır.
Kitabın 588’inci Sayfasında Şadı-Şadı(Şadilü) Şadiler’i cemaat olarak belirtmiş ve Kars-ı meraş sancağı(Meraş eyaleti, eğin kazası, arabgir sancağı) yerleşim yeri olarak göstermiştir. Bağlı olduğu topluluk içinde yörükan taifesinden olduğunu belirtmiştir. Cemaat deyimi sözlüğe göre bir araya toplanmış insanlar demetidir.
Daha önceden Şadılıların badılılarla urfa yöresinde yaşadıklarını duymuştum. Mera yüzünden kavga ettiklerini ve Şadılıların sürüleriyle Erzincan üzerinden Gümüşhane’ye ulaştıklarını duymuştum. Kafiye olarak da bir birine uyumlu olduğunu düşünmüştüm. Bu bir söylentiydi, yazılı bir metinde yoktu. Bu kitapta Badılılara da baktım. Yazar Badili, Badilü, Badilli, Badılı, Badılu, Badıllı, Badıllu’ları aşiret olarak belirtmiş ve yerleşim yerleri olarak da İskilip kazası ( Çorum sancağı, Adana, Sivas, Çermik Diyarbakır, Erzurum Meraş, Ergani Çıldır, Kars, Rakka*, Edirne, Gelibolu, Saruhan, Harran, Aydın, Bilecik, Şam, Erzincan, Geyve, Mardin, Gümüşhane, Kerkit, Erzurum Eyaleti, Ankara Sancağı, Karahisar-ı Şarki Sancağı belirtilmiş ve ilave olarak da Çatalca, İpsala, Gümülcine, Yenice, Firecik, Kocaeli, Hüdavendigar, Biga ve Karasi Sancakları olarak ilave etmiş. “Urfa (Rakka) Kara Köprü mevkiinde meskendir” diye belirtilmiş. Konar göçer Türkmen taifesinden olduklarını belirtmiştir. Şimdi benim Şadılı ve Badılılarla ilgili duyduklarımla yazarın belirttiği yerler örtüşüyor. Erzincan –Gümüşhane – Urfa. Ancak Şadılılar cemaat Badılılar aşiret olarak niteliyor. Bunu önceden yeğenim Mehmet’e anlatmıştım, o da benden bunu yazmamı istemişti. Nasip şimdiye.İrdelenmesi ve araştırılması güzel olur bence.
Çepnileri ayrı bir makalede yazacağım. Kitabın açıklamalar bölümünden alıntılar yaparak yazımı bitireceğim.
Anadolu’nun fethedilerek Türkleşmesi-İslamlaşması 11.asrın ilk çağlarında başlamış, 14.asırda tamamlanmıştır. Anadolu’ya ilk sefer 1018 yılında Çağrı Bey ile başlamış, ancak 1071 Malazgirt Zaferi ile Türklerin önündeki engeller kalkınca 8-10 yıl içinde Trabzon yöresi, Ege Denizine kadar ülke Türkün vatanı haline gelmiştir.
Merhum Cevdet Türkay Bey’e Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.
Sevgilerimle
*-Rakla Bölgesi: Genellikle şimdi Suriye devleti sınırları içinde kalan ve Fırat ırmağı kıyılarında kalan bölgedir.
Toplam Yorum: 0
Bugün: 3
Toplam: 959 kez okundu
